56 yıl önce Dortmund’da

Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası’nın ilk denemesinin yapıldığı 1966 kışında Dortmund’da yarışan Aşkın Tuna’dan tadımlık bir anı…

Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası resmi olarak 1970 yılında başlasa da ilk deneme şampiyonası 1966’nın mart ayında Dortmund’da yapıldı. İlk organizasyonda üç adımda yarışan Aşkın Tuna, “Üç adım” isimli otobiyografik kitabında Avrupa Salon’un 55 yıl öncesinden detaylı bir panorama çiziyor.

Tuna’nın kitabından ilgili bölümü özetleyerek yayınlıyoruz:

Naili Moran, 26-27 Mart 1966 tarihlerinde Almanya’nın Dortmund kentinde ilk kez salon Avrupa Şampiyonası yapılacağını söylüyor. Kendisinin de bu yarışa geleceğini, Çetin Şahiner’in 60 metre engelli koşacağını, benim de üç adım atlayacağımı söylüyor.

Lahor’dan geleli genüz 15 gün olmasına rağmen Almanya’da ikinci bir yarışa gideceğim için seviniyorum. Çünkü evvelden beri aramızda konuşulan konu, Tür atletlerinin yarışlarının olmaması üzerineydi. Şimdi yarışlar peş peşe gelmeye başlayınca doğal olarak hoşuma gidiyor. 

Uçakla evvela Düsseldorf’a gidip bir gece orada kaldık. Ertesi gün Almanlar taksi ile bizi Dortmund’a götürdü. Lahor ne kadar sıcaksa, burası da aksine o kadar soğuk. Her taraf karla kaplı. Hava blutlu, arada kar çiseliyor. Mercedes taksinin içinde Alman görevli şoför mahallinde, biz üçümüz arkada oturuyoruz. Naili Ağabey Almanca konuşuyor. Bir ara kaç dil bildiğini soruyorum; “Beş-altı dil konuşabilirim” diyor. 

Üç saat sonra Dortmund’a geliyoruz. Hava neredeyse kararacak. Bize ayrılan otele yerleşiyoruz. Akşama doğru Çetin Şahiner ile yarışacağımız salona gidip idman yapmak istiyoruz. Salon 10,000 kişi kapasiteliymiş, Avrupa’nın en ünlü atletleri gelmiş. Dünya rekortmeni Rumen yüksekçi Iolanda Balaş, Sovyetlerin meşhur gülle atıcıları Irina ve Tamara Press kardeşler ve diğerleri… Avrupa Salon Şampiyonası ilk kez yapılıyor. Pist ve atlama yerlerini tahtalarla kaplamışlar. Ancak tahta zemin üzerinde nasıl ayakkabı giyeceğimiz belli değil. Ben ve Çetin Şahiner, pistte giydiğimiz ayakkabıları getirmiştik. Altındaki çiviler bir santimetreden büyük, burada onlarla atlamamız, hatta yürümemiz bile mümkün değil. 

Çetin Ağabey ile kros ayakkabılarımızla ısınma turları atarken bunları konuşuyoruz. Ancak başka ülkelerin sporcularının ayaklarına giydikleri ayakkabı bizimkinden farklı olmalı ki, onlar rahatlıkla sprint yapıyor. İkimizin gözleri de diğer atletlerin giydiği ayakkabıların altındaki çivilere kilitleniyor. 

O sırada Naili Ağabey’in kapıda bizi eliyle “gelin” diye çağırdığını görüyoruz. Yanına gittiğimizde “Adidas firması sizi soruyor. Salonda giyeceğiniz yeni yapım çivili ayakkabı verecekler” diyor. 

Koridorun sonunda üzerinde Adidas yazan kapıdan giriyoruz, içerisi ana-baba günü gibi. Tüm sporcular yeni üretilen ayakkabıyı deniyor. Biz de ayak numaramızı veriyoruz. Gelen çivili ayakkabının altına bakıyoruz. İki milimetre uzunluğunda beş adet çivi konmuş. İşte ancak bu ayakkabılarla tahta üzerinde atlayış yapılabilir. 

Ben üç adım atlayacağımı söylediğim için ayakkabının içine topuğumun altına gelecek şekilde plastik topukluk veriyorlar. Çivili ayakkabının içine sünger koyduğum için verilen bu topukluğu çok beğeniyorum.

(…)

Üç adım atlama ilk gün yapılıyor. Salonda bir saat önce ısınma hareketleri yapıyorum. Tribünler tıklım tıklım dolu. Televizyon ve film kameraları saha içinde atletlerle röportaj yapıyor. Bir kenarda kültür-fizik yaparken kameralar bana da geliyor, her hareketimi çekiyorlar. Ben de onlara bol bol malzeme veriyorum. 

Yarışma saati yaklaştıkça heyecanım artıyor. Öyle ki nefes almakta bile zorlanıyorum. En iyisi olduğum yerde durup bel hareketleri yapmak. O sırada Naili Ağabey’in tribünden beni yanına çağırdığını gürüyorum. Merdivenleri inerek yanıma kadar geliyor. 

– Niçin bu kadar heyecanlısın?

– Hayır, değilim.

– Oğlum biz buraya eğlenerek spor yapmaya geldik. Sporu bir eğlence olarak kabul et. Burada yeni insanlar, yeni şehirler gördük. Yarışıp, iki gün sonra yurda döneceğiz. Sonuç önemli değil.

Vay canına… Sonuç önemli değilmiş. Eh, bunu koca federasyon başkanı söylüyorsa ben de eğlenmeye bakarım. Rahat rahat atlarım. Naili Ağabey’in bu şekilde düşünmesi beni çok rahatlatıyor. 

1 Nisan 1966 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde “Aşkın Tuna üç adımda yeni Türkiye rekoru kırdı” başlıklı haberin altında şunlar yazıyor: “26-27 Mart’ta Dortmund’da yapılan Birinci Avrupa Kapalı Salon Birincilikleri’nde Aşkın Tuna 15.34 metre atlayarak Avrupa sekizincisi olmuştur. Atletimizin derecesi yeni Türkiye rekorudur.”

Alıntı: Üç adım, Aşkın Tuna, Spor Yayınevi ve Kitabevi basımı (2022), sayfa 168-171.
Foto: Federasyon Başkanı Naili Moran ile Aşkın Tuna, Dortmund’da salona giderken yol üzerinde…

Üç adım yarışma sonucu
Dortmund, 27.03.1966
1. Serban Ciochina (Romanya) 16.43
2. Michael Sauer (F.Almanya) 16.35
3. Petr Nemsovsky (Çekoslovakya) 16.28
4. Giuseppe Gentile (İtalya) 16.25
5. Hans-Jürgen Rückborn (D.Almanya) 15.96
6. Henrik Kalocsai (Macaristan) 15.84
Seçme:
7. Martin Jensen (Norveç) 15.43
8. Aşkın Tuna (Türkiye) 15.34